Zet Dükkanları: Muk Design

Adım Elif Gürbüz, Muk Design’ın sahibiyim. Aslında İstanbullu’yum, Muk da öyle. İstanbullu’luk bana ilham veriyor ve tasarımların ruhuna işliyor. Köklerim burada da olsa ben 2013’ten beri Londra’da yaşıyorum. Burada trendleri takip ediyor ve evimi özledikçe yeni tasarımlar yapmaya devam ediyorum. Bir yandan annemle birlikte çalışıyoruz. O halen İstanbul’da ve küçük ekibimizle defterleri ev atölyemizde ya da uzun zamandır beraber çalıştığımız işbirlikçilerimizle birlikte üretiyor.

Aslında ODTÜ Mimarlık bölümü mezunuyum. Mimarlığı çok seviyorum, ama işimi hiç yapmadım. Üniversite’de grafik tasarıma merak sardım ve sonunda Londra’da Central Saint Martins’de bu alanda yüksek lisansımı tamamladım. Halen Londra’da yaşıyorum, tam zamanlı grafik tasarımcı olarak çalışıyorum, Muk Design için defter tasarlıyorum ve zaman zaman defter atölyeleri düzenleyip meraklısına defter/kitap yapmayı öğretiyorum.Defter yapmaya 2012 yılında tesadüfen başladım. Eskiden beri defter kullanmayı severdim ve arada kendi defterlerimi kendim yapardım. Derken Esther K. Smith’in How to Make Books isimli kitabı elime geçti ve burada öğrendiğim tekniklerle defterler üretip arkadaşlarıma hediye etmeye başladım. Aldığım olumlu eleştiriler beni cesaretlendirdi ve böylece yaptığım defterleri satmaya başladım.

Muk’un sloganı “Üreten beyinler için akıl defterleri, büyüklere oyuncaklar."

Muk için öncelikle yetişkinlerin içindeki çocuğu ortaya çıkaran espirili, renkli defterler yapıyorum. Ciddiyetten uzak ve oyuna teşvik veren tasarımlar bana keyif veriyor. Öte yanda defterin kullanılmaya kıyılamayan kıymetli bir nesne olması fikrine katılmıyorum. Defter yalnızca aklımızdan geçenleri yazmak, çizmek gibi doğal eylemlerle dışavurmanıza yardım eden araçlar ve bu nedenle olabildiğince ulaşılabilir ve kullanışlı olmalılar.

Muk ürünlerinin de kullanıcılarının yaratım süreçlerine dahil olabilen nesneler olmalarını umuyorum.Bence her tasarımcının doğal olarak yöneldiği ve kendini rahat hissettiği bir malzeme var. Benimkisi de kağıt. Dokunması, yazması keyif veren ve kolay yıpranmayan kaliteli kağıtlar arayıp buluyorum. Bu kağıtlar hem kullanırken size, hem de tasarımcı olarak bana daha fazla imkan sunuyor. Kraft kağıdını özel olarak seviyor ve Muk ürünlerinde sıkça kullanıyorum. Bunun yanı sıra defterlerimizin bazıları el yapımı olduğu için özel ciltleme iplikleri ve tutkal da kullandığımız oluyor. Yakın zamanda piyasaya sürdüğümüz yeni ürünlerin kapaklarında bol bol Türkçe yazı var. Yurtdışında yaşadığım için en çok Türkçe konuşmayı özlüyorum sanırım. Ayrıca anadilim olduğundan sınırlarına ve imkanlarına çok daha fazla hakimim bu dilin. Sonuçta Türkçe’ye özgü, argosuyla, gündelik diliyle, politik sloganlarıyla dilin estetiğini öne çıkaran ve tercüme edilmesi mümkün olmayan tasarımlar çıkardım. Bu süreçte bol bol araştırma yaptım ve birçok sözlük karıştırdım. Olabildiğince tanıdık, samimi, yerel ve yine espirili defterler ürettik. Umarım kullanıcılar da bizim kadar keyif alırlar bu defterlerden.

Bazen Muk’u dükkandaki rafında gören birinin kapaktaki yazıyı okuyup gülümsemesine şahit oluyorum. Mizah insanları gülümseterek, hafifleterek güçlü, iyileştirici bir etkileşim başlatıyor. Şimdilerde buna çok ihtiyacımız var bizim. Böyle küçük bir jest yapabilmek ve tasarımlarımın buna vesile olması çok hoşuma gidiyor. Sanırım insanların Muk’u sevmelerinin nedeni de bu. Ayrıca her sene yeni bir ajanda piyasaya sürüyoruz. Varolan seçeneklere bir alternatif sunduğu için sanırım, Muk ajandaları da oldukça seviliyor ve çok talep görüyor.